"Mülakat sadece girilen, katılım sağlanan bir uygulama değildir. Mülakat; planlanan, organize edilen ve yönetilen stratejik bir süreçtir."
Bu cümle, son zamanlarda yürüttüğüm birçok değerlendirme sürecinde zihnimin arka planında giderek daha net bir şekilde yankılanmaya başladı. Çünkü sahada defalarca şahit olduğum, kökleşmiş bir yanılgıyı özetliyor: Mülakat hâlâ birçok profesyonel için, “adayın çağrıldığı, birkaç soru sorulduğu ve sonucun beklendiği” sıradan bir görüşmeden ibaret görülüyor.
Oysa gerçekte;
Peki ne yapmak gerekiyor?
Yetkinlik bazlı mülakat tekniklerini benimsemek, mülakat öncesi CV'yi sadece okumakla kalmayıp analiz etmek, pozisyonun gerektirdiği davranışsal ve teknik yetkinlikleri netleştirmek, her görüşmeyi kurumun marka vaadini temsil eden bir deneyim olarak yapılandırmak ve elbette mülakatçılara eğitim, araç ve kılavuz sunmak.
Bugünün yetenek rekabetinde, mülakatı hafife alan kaybeder. Çünkü nitelikli adaylar artık sadece iş aramıyor; değer görmeyi, tanınmayı ve kurumsal olgunluğu hissetmek istiyor.
Mülakat bir organizasyonun vitrinidir. Aday sadece değerlendirilmez; organizasyonu da değerlendirir. Hazırlıksız, doğaçlama bir görüşme, sadece adayı değil kurumu da kaybettirir.